KAMU İHALE KURUMU BAŞKAN HASAN GÜL’ÜN “ÇERÇEVE SÖZLEŞME İLE KAMU ALIM YÖNTEMİNİN MEDİKAL
SEKTÖRE YANSIMALARI”
KONULU PANEL’İN AÇILIŞ KONUŞMASI METNİ
ATO Meclis Salonu
Kamunun ve özel
sektörün değerli temsilcileri,
Değerli çalışma
arkadaşlarım,
Sözlerime
başlarken, bu panele katkıda bulunan Sağlık Endüstrisi İşverenler Sendikasına
ve Ankara Ticaret Odası’na teşekkür ediyor ve panelin tüm katılımcılar
açısından faydalı olmasını diliyorum.
Kamu
alımları, gerek kanun düzeyinde gerekse de ikincil mevzuat düzeyinde
değişikliklerin sık yaşandığı bir alandır. Ancak, kamu alımları alanının
dinamik ve sürekli yeniliğe açık olması gereken bir alan olduğu dikkate
alındığında bu değişiklikleri normal karşılamak gerekir. Genelde
değişikliklerin amacı, vatandaştan toplanan vergilerle finanse edilen kamu
hizmetlerinden mümkün olan en yüksek faydayı sağlamaktır.
Kamu
alımları alanında mevzuatın sık değişmesi bize özgü de değildir. Nitekim, Kamu İhale
Kanunu’nun hazırlanmasında esas alınan Avrupa Birliği’nin kamu alımlarına
ilişkin direktifleri de 2004 yılında değiştirilmiştir.
Bu
bakımdan, 2003 yılı başında yürürlüğe giren 4734 sayılı Kamu İhale Kanunumuzda
2004 yılında yayımlanan AB’nin yeni kamu alımları direktiflerine uyum sağlama
bakımından bazı değişikliklerin yapılması zorunlu hale gelmiştir.
Yeni
AB direktifleri, kamu alımları alanına, idarelere daha fazla esneklik sağlayan
yeni alım yöntemleri getirmesi yanında, kamu alımları alanında elektronik
araçların kullanımının mümkün olduğu ölçüde yaygılaştırmasını da
amaçlamaktadır.
Biz
de, Kamu İhale Kurumu olarak, hem yeni ihale usüllerini mevzuatımıza taşımak
hem de elektronik ihale için gerekli alt yapıyı ve yasal düzenlemeleri yapmak
hususunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Nitekim,
özellikle AB direktiflerinde karşımıza çıkan çerçeve sözleşmeler, 5680 sayılı
kanunun ikinci maddesi ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na bir madde eklenmesi
suretiyle yeni bir alım yöntemi olarak mevzuatımıza dahil olmuştur.
Anılan kanunun
gerekçesinde;
-
AB kamu alımları
mevzuatına uyum sağlaması,
-
Sağlık hizmeti sunan
idarelerin, sürekli biçimde ihtiyaç duydukları ve sıklıkla alım yapmak
durumunda kaldıkları mal ve hizmet alımlarını her defasında ihale işlemlerinin
tamamını tekrarlamak yerine çerçeve sözleşme yapan tedarikçi ve hizmet
sunucularından teklif almak suretiyle temin etmelerine imkan sağlanması,
-
İdarelerin stok
maliyeti ve stoklama giderlerinin azaltılması
amaçları
özellikle vurgulanmaktadır.
Çerçeve
sözleşmelerin kamu alımları mevzuatımıza dahil edilmesi ile AB kamu alımları
mevzuatına uygum konusunda bir adım daha atılmış bulunmaktadır ki, son İlerleme
Raporunda bu husus olumlu olarak değerlendirilmiştir.
Kanunun
yürürlüğe girmesinin ardından, bu konudaki esas ve usulleri belirlemekle
yetkili olan Kamu İhale Kurumu, ilgili tarafların da görüşlerini almak
suretiyle Çerçeve Sözleşme İhalelerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliği hazırlamıştır. Yapılan bu çalışmada, uygulayıcıların sürecin her
aşamasında ihltiyaç duyacakları ayrıntılı doküman ve standart formlar
oluşturularak, uygulamada ortaya çıkacak tereddütlerin giderilmesi
amaçlanmıştır. Yönetmelik, 12.09.2007 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmış
olup bu tarihten günümüze kadar yaklaşık 82 adet çerçeve sözleşme ihale ilanı
Kamu İhale Bülteni’ nde yayınlanmıştır. Konu itibariyle bakıldığında bunların
tamamına yakınının sağlıkla ilgili mal alımları olduğu görülmektedir.
Kurum
tarafından yapılan çalışmalarda, öngörülen sistemin sağlıklı ve hızlı
işletilmesi için gerekli düzenlemelere yer verilmiştir. Bu kapsamda, çerçeve
sözleşme ihalelerine karşı yapılacak idari başvurular için özel bir düzenleme
getirilerek, idarelerin tedariklerinde gecikme yaşanmaması için, kısa sözleşme
aşamasında şikayet ve itirazen şikayete imkan tanınımamıştır.
Yine
Kurumun düzenleme paralelinde, çerçeve sözleşmelerinin il düzeyinde veya
bakanlık düzeyinde gerçekleştirilmesi halinde idareler açısından önemli bir
faydanın elde edilmesi ve ölçek ekonomisinden yararlanılması mümkün
olabilecektir.
Çerçeve
sözleşmeler 4734 sayılı Kanunu’nda düzenlenmiş olmakla birlikte, bu Kanun
kapsamındaki tüm idareleri ve işleri kapsamamaktadır. Sadece sağlık hizmeti sunan
idarelerin sürekli nitelikteki mal ve hizmet alımlarını kapsamamaktadır. Burada
belirtmek gerekir ki, sağlık hizmeti sunan idarelerin sadece sağlıkla ilgili
alımları değil sürekli biçimde ihtiyaç duyduğu tüm mal ve hizmet alımları
çerçeve sözleşme kapsamında temin edilebilir. Ancak bunu bir pilot uygulama
olarak nitelendirmek uygun olacaktır. Nitekim, AB müktesebatına uygum
aşamasında çerçeve sözleşmeler tüm idareler ve işler için (yapım dahil)
kullanılabilecektir.
Yine
AB Direktiflerinde en fazla 48 ay olan çerçeve sözleşme süresi bizde 24 ay
olarak yasalaşmıştır. Sürenin iki yıl olması ve 5018 sayılı kanuna göre
idarelerin üç yıllık hizmet alımı sözleşmesi yapma imkanının bulunması
nedeniyle çerçeve sözleşmelerin hizmet alımları alanında çok fazla uygulanmayacağı,
ancak mal alımları açısından önemli bir uygulama alanı bulacağı
değerlendirilmektedir.
Ayrıntısı
ilgili arkadaşlar tarafından belirtileceğinden, ben çerçeve sözleşmelere
ilişkin bazı temel düzenlemeleri belirtmekle yetineceğim:
-
Çerçeve sözleşme
yapılması idareye alım yapma yükümlülüğü getirmez,
-
Çerçeve sözleşme
ihaleleriyle idareye getirilen en büyük kolaylıklardan biri ödenek
bulunmaksızın çerçeve sözleşme ihalesinin yapılabilmesidir,
-
Çerçeve sözleşme yapmak
amacıyla çıkılan ihalelerde ihaleyi kazanan ve çerçeve sözleşme yapacak istekli
sayısı üçten az yirmibeşten fazla olamaz,
-
Çerçeve sözleşme
imzalayan tedarikçi veya hizmet sunucusu sayısının üçün altına inmesi ve kısa
sözleşme için davet edildiği halde iki defa teklif verilmemesi hallerinde
sözleşme feshedileceği gibi, çerçeve sözleşme süresi içerisinde 12 ayda bir
yapılacak yeterlilik değerlendirmesinde yeterliliğini devam ettirmediği
anlaşılan isteklilerin çerçeve sözleşmeleri de feshdilecektir.
Bu
arada uygulamada ortaya çıkan önemli bir sorundan da kısaca söz etmek
istiyorum. Nihai bir alım kararını veya iradesini içermemekle birlikte çerçeve
sözleşme imzalanması aşamasındaki işlemlerin ve sözleşmenin damga vergisine
tabi olması, çerçeve sözleşmeye taraf olacak isteklilere önemli bir mali yük
getirmektedir. Kurum olarak biz bu konudaki girişimlerimizi ve çalışmalarımızı
sürdürmekteyiz.
Son
olarak, Kurumumuzca AB müktesebatına daha uyumlu ve uygulamadaki bazı sorunları
da giderecek yeni bir taslak metin üzerinde çalışmalarımızı devam ettiğini de
belirterek konuşmama son veriyor, tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.
|