KAMU İHALE KURUMU BAŞKAN HASAN GÜL’ÜN
KİK-SEİS VE ATO İŞBİRLİĞİ İLE DÜZENLENEN

“ÇERÇEVE SÖZLEŞME İLE KAMU ALIM YÖNTEMİNİN MEDİKAL SEKTÖRE YANSIMALARI”

KONULU PANEL’İN AÇILIŞ KONUŞMASI METNİ


(5 Aralık 2007)

ATO Meclis Salonu

 

 

Kamunun ve özel sektörün değerli temsilcileri,

Değerli çalışma arkadaşlarım,

 

Sözlerime başlarken, bu panele katkıda bulunan Sağlık Endüstrisi İşverenler Sendikasına ve Ankara Ticaret Odası’na teşekkür ediyor ve panelin tüm katılımcılar açısından faydalı olmasını diliyorum.

Kamu alımları, gerek kanun düzeyinde gerekse de ikincil mevzuat düzeyinde değişikliklerin sık yaşandığı bir alandır. Ancak, kamu alımları alanının dinamik ve sürekli yeniliğe açık olması gereken bir alan olduğu dikkate alındığında bu değişiklikleri normal karşılamak gerekir. Genelde değişikliklerin amacı, vatandaştan toplanan vergilerle finanse edilen kamu hizmetlerinden mümkün olan en yüksek faydayı sağlamaktır.

Kamu alımları alanında mevzuatın sık değişmesi bize  özgü de değildir. Nitekim, Kamu İhale Kanunu’nun hazırlanmasında esas alınan Avrupa Birliği’nin kamu alımlarına ilişkin direktifleri de 2004 yılında değiştirilmiştir.

Bu bakımdan, 2003 yılı başında yürürlüğe giren 4734 sayılı Kamu İhale Kanunumuzda 2004 yılında yayımlanan AB’nin yeni kamu alımları direktiflerine uyum sağlama bakımından bazı değişikliklerin yapılması zorunlu hale gelmiştir.

Yeni AB direktifleri, kamu alımları alanına, idarelere daha fazla esneklik sağlayan yeni alım yöntemleri getirmesi yanında, kamu alımları alanında elektronik araçların kullanımının mümkün olduğu ölçüde yaygılaştırmasını da amaçlamaktadır.

Biz de, Kamu İhale Kurumu olarak, hem yeni ihale usüllerini mevzuatımıza taşımak hem de elektronik ihale için gerekli alt yapıyı ve yasal düzenlemeleri yapmak hususunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Nitekim, özellikle AB direktiflerinde karşımıza çıkan çerçeve sözleşmeler, 5680 sayılı kanunun ikinci maddesi ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na bir madde eklenmesi suretiyle yeni bir alım yöntemi olarak mevzuatımıza dahil olmuştur.

 

Anılan kanunun gerekçesinde;

-         AB kamu alımları mevzuatına uyum sağlaması,

-         Sağlık hizmeti sunan idarelerin, sürekli biçimde ihtiyaç duydukları ve sıklıkla alım yapmak durumunda kaldıkları mal ve hizmet alımlarını her defasında ihale işlemlerinin tamamını tekrarlamak yerine çerçeve sözleşme yapan tedarikçi ve hizmet sunucularından teklif almak suretiyle temin etmelerine imkan sağlanması,

-         İdarelerin stok maliyeti ve stoklama giderlerinin azaltılması

amaçları özellikle vurgulanmaktadır.

Çerçeve sözleşmelerin kamu alımları mevzuatımıza dahil edilmesi ile AB kamu alımları mevzuatına uygum konusunda bir adım daha atılmış bulunmaktadır ki, son İlerleme Raporunda bu husus olumlu olarak değerlendirilmiştir.

Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından, bu konudaki esas ve usulleri belirlemekle yetkili olan Kamu İhale Kurumu, ilgili tarafların da görüşlerini almak suretiyle Çerçeve Sözleşme İhalelerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği hazırlamıştır. Yapılan bu çalışmada, uygulayıcıların sürecin her aşamasında ihltiyaç duyacakları ayrıntılı doküman ve standart formlar oluşturularak, uygulamada ortaya çıkacak tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Yönetmelik, 12.09.2007 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmış olup bu tarihten günümüze kadar yaklaşık 82 adet çerçeve sözleşme ihale ilanı Kamu İhale Bülteni’ nde yayınlanmıştır. Konu itibariyle bakıldığında bunların tamamına yakınının sağlıkla ilgili mal alımları olduğu görülmektedir.

Kurum tarafından yapılan çalışmalarda, öngörülen sistemin sağlıklı ve hızlı işletilmesi için gerekli düzenlemelere yer verilmiştir. Bu kapsamda, çerçeve sözleşme ihalelerine karşı yapılacak idari başvurular için özel bir düzenleme getirilerek, idarelerin tedariklerinde gecikme yaşanmaması için, kısa sözleşme aşamasında şikayet ve itirazen şikayete imkan tanınımamıştır.

Yine Kurumun düzenleme paralelinde, çerçeve sözleşmelerinin il düzeyinde veya bakanlık düzeyinde gerçekleştirilmesi halinde idareler açısından önemli bir faydanın elde edilmesi ve ölçek ekonomisinden yararlanılması mümkün olabilecektir.

Çerçeve sözleşmeler 4734 sayılı Kanunu’nda düzenlenmiş olmakla birlikte, bu Kanun kapsamındaki tüm idareleri ve işleri kapsamamaktadır. Sadece sağlık hizmeti sunan idarelerin sürekli nitelikteki mal ve hizmet alımlarını kapsamamaktadır. Burada belirtmek gerekir ki, sağlık hizmeti sunan idarelerin sadece sağlıkla ilgili alımları değil sürekli biçimde ihtiyaç duyduğu tüm mal ve hizmet alımları çerçeve sözleşme kapsamında temin edilebilir. Ancak bunu bir pilot uygulama olarak nitelendirmek uygun olacaktır. Nitekim, AB müktesebatına uygum aşamasında çerçeve sözleşmeler tüm idareler ve işler için (yapım dahil) kullanılabilecektir.

Yine AB Direktiflerinde en fazla 48 ay olan çerçeve sözleşme süresi bizde 24 ay olarak yasalaşmıştır. Sürenin iki yıl olması ve 5018 sayılı kanuna göre idarelerin üç yıllık hizmet alımı sözleşmesi yapma imkanının bulunması nedeniyle çerçeve sözleşmelerin hizmet alımları alanında çok fazla uygulanmayacağı, ancak mal alımları açısından önemli bir uygulama alanı bulacağı değerlendirilmektedir.

Ayrıntısı ilgili arkadaşlar tarafından belirtileceğinden, ben çerçeve sözleşmelere ilişkin bazı temel düzenlemeleri belirtmekle yetineceğim:

-         Çerçeve sözleşme yapılması idareye alım yapma yükümlülüğü getirmez,

-         Çerçeve sözleşme ihaleleriyle idareye getirilen en büyük kolaylıklardan biri ödenek bulunmaksızın çerçeve sözleşme ihalesinin yapılabilmesidir,

-         Çerçeve sözleşme yapmak amacıyla çıkılan ihalelerde ihaleyi kazanan ve çerçeve sözleşme yapacak istekli sayısı üçten az yirmibeşten fazla olamaz,

-         Çerçeve sözleşme imzalayan tedarikçi veya hizmet sunucusu sayısının üçün altına inmesi ve kısa sözleşme için davet edildiği halde iki defa teklif verilmemesi hallerinde sözleşme feshedileceği gibi, çerçeve sözleşme süresi içerisinde 12 ayda bir yapılacak yeterlilik değerlendirmesinde yeterliliğini devam ettirmediği anlaşılan isteklilerin çerçeve sözleşmeleri de feshdilecektir.

Bu arada uygulamada ortaya çıkan önemli bir sorundan da kısaca söz etmek istiyorum. Nihai bir alım kararını veya iradesini içermemekle birlikte çerçeve sözleşme imzalanması aşamasındaki işlemlerin ve sözleşmenin damga vergisine tabi olması, çerçeve sözleşmeye taraf olacak isteklilere önemli bir mali yük getirmektedir. Kurum olarak biz bu konudaki girişimlerimizi ve çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Son olarak, Kurumumuzca AB müktesebatına daha uyumlu ve uygulamadaki bazı sorunları da giderecek yeni bir taslak metin üzerinde çalışmalarımızı devam ettiğini de belirterek konuşmama son veriyor, tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.